Ayın müzik grubu Taiga Trece-Her zaman her yerde Hip-Hop'un peşinde

Taiga Trece-Her zaman her yerde Hip-Hop'un peşinde
Taiga Trece | © Andrea Gehwolf

Rapçi Taiga Trece iki farklı kültürde büyüdü. Bunu müziğinde de duyuyorsunuz. Parçalarında Almanca ve İspanyolcayı harmanlayan sanatçı, Almanya’da ve Meksika’da turnelere çıkıyor. 
 

Taiga Trece’nin üçüncü vatanı, rap: “Çocukluk günlerimden bu yana hip-hopla yatıp, hip-hopla kalkıyorum…Rap bütün hayatıma damgasını vuran tek şey.”

Hayat dolu Münihli sanatçı canla başla müzik kariyeri için çalışıyor. Her şeyi, müziği, şarkı sözlerini, videoları, ses kayıtlarını ve konserlerini kendi organize ediyor. Bütün bunlarla (henüz) çok para kazanamıyor. Ama bunun karşılığında hayallerini gerçekleştiriyor. Taiga bir taraftan da müzik pedagogu olarak çalışıyor, ayrımcılık mağduru gençlere ve mültecilere şarkı sözü yazmayı öğretiyor ve rap kursları veriyor. 

İlk sahneye çıkışın tamamen bir tesadüftü. Nasıl oldu bu?

16 yaşındaydım, Mexiko-City’de yaşıyordum ve sürekli hip-hop etkinliklerinin peşindeydim. O dönemde Meksika’da hiphop henüz underground müzikti. Tanıştığım birkaç break dansçı elime bir bildiri tutuşturdu. Bir arkadaşımla gösteriye gittim. Mekanda sadece ikimiz beyazdık, bu yüzden dikkat çektik. Resmen sahneye itildik. O andan itibaren geri dönüş imkansızdı.<br />

Mexico-City’deki doğaçlama gösterin nasıldı?

Çok iyiydi. Discokey Astek programa bir şarkı ekledi. Tamamen hazırlıksızdım. Ama rap yapma yeteneğim var işte. Var olan Almanca bir şarkıyla rap yaptım. Doğaçlama yaptım. İnsanlar coştu. Sonra ikinci parça geldi. Sahnede o kadar emindik ki kendimizden, insanlar nerede sahneye çıkıyorsunuz, ne zaman sizi izleyebiliriz, dinleyebiliriz, diye sormaya başladılar.

Sonra ne oldu?

Bir süre müzik yapmadım. Ama sonra bu yoldan devam etmediğim için pişman oldum. Kendi kendime dedim ki: Yaşlanıyorsun, bir mesleğin var, bu dünyada çok şey gördün. Ama hayatın boyunca tek yapmak istediğin şey müzikti. İşte bu yüzden iki yıl önce profesyonel müzik için ne gerekiyorsa yaptım.

Müzik tutkusunu profesyonel bir uğraşa nasıl çeviriyor insan?

Her şeyden vazgeçerek. İşimden, sosyal yaşamımdaki pek çok şeyden vazgeçtim. Kendimi tamamen müziğe verdim. Zaman zaman yoksulluk sınırında yaşıyorum, ama buna değer.

Rap yapmaya nasıl karar verdin?

Annemle babam henüz konuşmayı bilmediğim zaman şarkıları ezbere söyleyebildiğimi anlatmışlardı. Her yerde, her zaman, örneğin kutlamalarda şarkı söylemek istiyordum. Tabii ilkokulda okul korosuna girdim. Sekiz yaşındayken rapçi Schwester S’yi beğeniyordum. Sonra bir daha raple yolum ayrılmadı.

Yaptığın müziğin en ayırıcı özelliği ne?

Rap müziği yapan çok kadın yok. Maalesef çok azının adı biliniyor. Sonra Almanca ve İspanyolca karışımı olan dilim „Almanyolca“ özel bir şey. Müzik tarzı sorusunu yanıtlamak çok zor bence, çünkü o zaman insan kalıplar içinde düşünmeye başlıyor. Bence West Coast Latin sokak müziği tadında Almanca-İspanyolca hip-hop diyebiliriz. 

Yaptığın müziği nasıl tanımlarsın? Şarkı sözlerin neler anlatıyor?

Müziğim için özgün diyebilirim. Çünkü rastgele bir şey değil yaptığım. Ya da bir hile falan yaptığım da yok. Rap ne kadar bir temsil, bir oyun olsa da ben sadece gördüğüm, deneyimlediğim, yaşadığım, her gün karşıma çıkan şeyleri anlatabilirim. Bir de farklı insanların bunları dinleyebilmesini arzu ediyorum. 

Demin de söylediğin gibi çok az rapçi kadın var. Kadın olarak özellikle mi zor bir yerlere gelmek?

Rap de, bütün müzik endüstrisi de her zaman erkeklerin elindeydi. Kadınlara pek kulak veren yok. İnsanlar kadınların rap yapmasına alışkın değil. Bence çoğu kadın da izleyicilerim sinir uçlarına dokunamıyor. Kabul edilmek zor bir iş. Kadın olarak aslında daha iyi, daha cesur olmak gerekiyor.

Bir kadın olarak rap dünyasında nasıl algılanıyorsun?

Zor bir iş bu. Ama ben de aslında insanların ne düşündüğüyle, bu işin ne kadar zor olduğuyla uğraşmıyorum, kendi yolumdan gidiyorum, bu düşüncelerin beni engellenmesini istemiyorum. Komik olan, erkek hayranlarımın kadınlardan daha çok olması. Pek çok erkek kardeşim var arkamda yani, şikayetçi değilim bundan. Bunu müzik yapan başka kadınlara da aktarıyorum, devam edin, güçlü olun, direnin, işinizi yapın, yolunuzdan gidin, başkalarının söylediklerinin sizi alıkoymasına izin vermeyin. Zaten çoğu insan şüpheyle bakıyor bize. Bence en önemlisi, cesaret ve tutku.

İspanyolca ve Almancayı karıştırmak nereden aklına geldi?

Ben asla tek şey yapabilen biri değilim. İki dilli yetiştim. Sadece Almanca yapsam bir şeyler eksik kalacaktı. İnsan her dilde kendini farklı ifade edebilir. Dillerin güzelliği bu işte. Ben dört dil konuşuyorum, başka diller de öğrenmek istiyorum. İnsan her dilde kendine ve başka insanlara farklı yollardan ulaşıyor. Hatta kısmen sesinde farklı tınılar oluşuyor. Rapte her şey sözlerden, aktardıklarınızdan ibaret. Başka hiçbir yerde rapte olduğu gibi bu kadar söz yok. Bu yüzden dille oynayabilmek çok güzel. Bir de tabii her dilde, her yerde benim diyebileceğim insanlarım var.

İlk albümün La Cholemana’nın yakında yayınlanacak olması nasıl bir duygu?*

Daha yapmam gereken çok şey var. Çok güzel bir duygu bu, ama bir taraftan da çok stresli. Albüm çıkarmak öyle kulağa geldiği gibi hoş bir iş değil. Müzik yapmakla hiç alakası yok. Şarkıları kaydetmek işin küçük bir kısmı sadece. Her şeyi çok iyi organize etmek gerekiyor.

Müzikle başka nelere ulaşmak istiyorsun, gelecek planların neler?

Önce albüm yapmak istiyorum. Sonra Meksika’da turneye çıkmak. Albümden sonra durmak yok, hemen sonraki albümlerle ilgilenmeye başlayacağım. Almanya sınırlarını aşan bir turne beni çok mutlu eder. Avrupa’da birkaç festivalde çalmak harika olur. Öte yandan bir ev yapmak istiyorum, belki Meksika’da. Bu harika olur. Ama ona daha var. Şimdi turnelere devam edeceğim ve mümkün olduğunca canlı müzik yapacağım için mutluyum.


* Taiga bu arada albümünü yayınladı (www.taigatrece.com)