Kısa yollar:

Doğrudan içeriğe git (Alt 1)Doğrudan bir alt navigasyona git (Alt 3)Doğrudan ana navigasyona git (Alt 2)

Anılar
Giorgos Moleskis

Bir adam bir çalışma masasının önünde deri bir koltukta oturuyor. Beyaz saçları ve beyaz sakalları var, mavi-beyaz çizgili bir gömleğin üzerine kazak giymiş ve ellerini çenesinin önünde birleştirmiş. Çalışma masasının üzerinde açık bir not defteri, bir yazıcı ve bir bitki var, arka planda ise kitap rafları bulunuyor.
Giorgos Moleskis, yazar | Foto: Michalis Kyprianou

Kıbrıs Yazarlar Birliği’ nin başkanı olarak, bir yazar olarak, kişisel ilgimden dolayı da bir dinleyici olarak; Goethe Enstitüsü’ nün Lefkoşa’ da gerçekleştirilen etkinliklerinde yeterince yer almaktan mutluluk duyuyorum. Böylesi etkinliklerin karakteristik özelliği; Goethe Enstitüsü’ nün müzisyenlerin, ressamların, yazarların, aktörlerin v.b. eserleri aracılığı ile yalnızca Alman kültürünün Kıbrıs’ ta gösterilmesini değil; aynı zamanda bu sanatçıları Kıbrıslı sanatçılarla diyaloğa ve iş birliğine teşvik etmeleridir.

Alman yazarların Yunanca’ ya çevrilmiş eserlerinin sunumları, Kıbrıslı yazarların paneli, yazarlık çalıştayları, sergiler, konserler ve aktif katılımın olduğu Kıbrıslı ve Alman sanatçıların diyaloğu gibi etkinliklerimiz oldu. Kültürün farklı katmanlarını kucaklayan bir dizi etkinliğe Kıbrıs’ ın tüm toplumlarından sanatçılar katıldı. Adadaki bölünmüşlüğü, farklı sanatçılar ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki iletişim kopukluğunu düşündüğümüz zaman bu çok önemlidir.

Alman halkına dayatılmış olan bölünmüşlük ile Kıbrıs’ a dayatılan bölünmüşlüğün birbirinden çok farklı olmasına ve adanın birleşmesi için kullanılacak yöntemin de kesinlikle farklılık göstermesi gerekeceği durumuna rağmen, Enstitü çalışanlarının tecrübeleri ve yaşadıkları onları bu konu üzerinde hassaslaştırmıştır. Bu durum da onları; adanın iki toplumundan olan insanları, biz Kıbrıslıların en çok ihtiyaç duyduğu bir biçimde iletişime ve karşılıklı anlayışa katkı koyacak biçimde, bir araya getirmek için bu tarz etkinlikler ve programlar organize etmeye yöneltmiştir inancındayım.

Enstitü’ nün bulunduğu yer ve bu kadar zamandır izlemiş olduğu politik yaklaşım da, bu hedefin başarılmasında önemli derecede katkıda bulunmuştur. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum yazarlar ve sanatçılar ortak etkinliklere katıldılar, tanıştılar ve aynı ilgi alanına sahip Alman sanatçılarla da yaratıcı bir şekilde iş birliği yaptılar. Bu etkinlikler aracılığı ile Enstitü’ nün etkinliklerinden daha sonra da devam eden ve ülkenin geleceği için de iyimser bir ses veren yeni arkadaşlıklar doğdu ve yeni iş birlikleri oluştu.