Kısa yollar:
Doğrudan içeriğe git (Alt 1)Doğrudan bir alt navigasyona git (Alt 3)Doğrudan ana navigasyona git (Alt 2)

Seval Şahin
Kelimeleri yaşamla sınamak

Sevil Sahin
Sevil Sahin | Foto: Eray Ak

Aslı Biçen edebiyatında kelimeler birer tuğla gibidir. Bu tuğlalarla gözümüzün önünde inşa edilmekte olan bir inşaatın, metnin yavaş yavaş yükseldiğini sonra tam da o yükseldiği yerden birden nasıl çökmeye başladığını görürüz. Çünkü Biçen’in edebiyatının temel sorunlarından biri iktidardır. Muktedirliğin her tür hali, sevgililikte, kocalıkta, karılıkta, dostlukta ve tabii yöneticilikte, eserlerinin her tarafına sızar. Bu eserlerde, muktedirin rolünde kadınlar önemli bir paya sahiptir. Elime Tutun’da önce dilsiz sonra birden dili çözülen kadın, İnceldiği Yerden’de olağanüstü Jülide; yıllar sonra çıkıp gelen Saliha ve Cemal’in üvey kardeşi Cemile’nin kötücüllüğü. Bu üveylik ilişkisi Biçen’in Tehdit Mektupları’nda da devam edecek, bir kardeş diğerinin ölüm fermanını çıkaracaktır.

Tehdit Mektupları, Biçen’in metinlerindeki biçimsel farklılıkların en uç hâlidir. Elime Tutun’da kelimeler, manzaralar ve sahnelerle novellayı önceleyen bir anlatım tarzı izleyen yazarın anlatısı, İnceldiği Yerden’de sıradan bir deniz kasabasının birden sıradışına dönüşen, anakaradan koparak kendi kendine sürüklenmeye başlayan bir kara parçasının hikâyesine evrilir, ki bu kopuşla muktedir, zorbalığını daha görünür hale getirir. Tehdit Mektupları ise mahkeme tutanakları, günlükler ve mektuplarla örülü bir romandır. Biçen’in metinleri, şiirsel bir delilik halinden dilsizliğe, fantastikten polisiyeye kayan türler arasında rahatça gezinen metinlerdir.

Tehdit Mektupları’nda resmî dille yazılmış mahkeme tutanaklarını, kişinin mahreminin temsili olan mektuplar ve günlükler izler. Cihan’ın sevgilisi Hale’ye yazdığı mektuplar, Bahattin’in oğluna yazdığı ve göndermediği mektuplar ile Ülkü’nün günlükleri. Kişisellik ile resmiyet bu şekilde birbirine karşıt olarak konumlandırılır. Davasına baktığı Cihan’ın üvey kardeşi olduğunu öğrenen Ülkü’nün yaşamı altüst olur. Bu onu deliliğe, kardeşini ise ölüme götürecektir. Ülkü’nün sevgisiz bir anne ve milliyetçi otoriter bir babayla geçen hayatına karşılık Cihan’ın sevgi dolu bir babası ve hasretini çektiği bir sevgilisi vardır. Ülkü sevmediği biriyle evlenmek üzereyken Cihan Paris’teki sevgilisini çok sevmekte, özlemektedir. Romanda Ülkü ve Cihan’ı birleştiren tek şey aynı mahkeme salonu ve aynı babadan olmak değildir, her ikisi de Ülkü’nün annesinin yazdığı bir metni okurlar. Bu metnin iki kopyası vardır. İlk kopyayı Cihan, babasının eşyaları arasında bulup sevgilisine gönderir ve metinde kullanılan dilden bunun kesinlikle bir kadın tarafından yazıldığını düşündüğünü söyler. Diğerini Ülkü, anneannesinin evinde bulur, okur ve metnin annesi tarafından yazıldığını öğrenir. Bu metin her ikisi için de bir şaşkınlık sebebidir. Biri babasına, diğeri annesine şaşırır. Metnin her versiyonunda küçük değişiklikler vardır. Biçen benzer bir şeyi Elime Tutun’da da yapar. Eksik bırakılmış eklerle kurulu bir metin, her iki kahraman tarafından ancak yine ufak tefek değişikliklerle farklı şekilde üretilir.

Ülkü ile Cihan'ın ilişkisi onları ortaklaştıran bu metindeki ilişki gibidir. Aynı babadan olma farklı anneden doğma. Üveylik, Biçen’de kadın kahramanlar için toplumsal cinsiyeti belirleyen rollerin dışına çıkmayı sağlayan bir araca dönüşür: Hem kardeş hem değil. İnceldiği Yerden’de Cemal’in üvey kardeşi Cemile gibi. Verili rollerin dışında, kabul edilmesi daha göreceli, yarı-biyolojik bu ilişki, kahramanları toplumun onlara yüklediği rollerin dışına çıkarır. İnceldiği Yerden’de Cemile, Tehdit Mektupları’nda Ülkü karşı tarafa öfke beslerler. Bu öfke onları yok etmeye götürür ve bu noktada muktedir ile işbirliği yapmaktan kaçınmazlar. Tehdit Mektupları’nda Ülkü, savcısı olduğu davada Cihan’ı bırakmaktansa ceza alması için elinden geleni yapar. İnceldiği Yerden’de Cemile, kasabanın tekinsiz emniyet müdürüyle ilişkiye girer. Tehdit Mektupları’nın diğer kadın kahramanı Ülkü’nün annesi Şeyda Öncü de kızına sevgi göstermemiş, yaşamak zorunda olduğu hayatın yükünü kızının omuzlarına yükleyerek daimi bir öfkeyle bilenmiştir. Ülkü’nün biyolojik babası Bahattin ile ayrılığı bir yanlış anlama sonucu gerçekleşmiş, işlerin yoluna girmesi için her ikisi de gururunun kurbanı olmuş, her şeyi düzeltmek için geç kalmışlardır. Muktedirle kurulan bu ilişkide kadınlar bir teslimiyete değil, bir başka muktedirle kendilerine yüklenen anne, kardeş, eş, sevgili gibi rollerle de bir mücadeleye girmekte, dahası edebiyatın kız kardeşlere yüklediği korunması, kollanması gereken “melek” konumlarına da itiraz etmektedirler.

Ülkü ve Şeyda, yıkıcı bir öfkeyle yok etmeye yönelik bir tavrın temsilcisi olurlar. Ancak Tehdit Mektupları’nın sonunda Şeyda ve Ülkü’nün mahkemede verdikleri ifadeler Bahattin hakkında soru işaretleri yaratır. Bu soru işaretleri de yine Biçen’in metinlerine sızan müphemlikle bağlantılıdır. Her üç romanda da kahramanlarla ilgili müphem bir taraf vardır. Bu müphemlik de kadın kahramanlarla kurulur. Elime Tutun’un dilsiz kadını, vapurdaki kahverengili kadın, İnceldiği Yerden’in Saliha’sı ve Tehdit Mektupları’nın Ülkü’sü. Kahramanlar biz okurlardan hep bir şeyler saklar ve bu hal metne hâkim olan müphemliği kurar.

Tehdit Mektupları, 12 Eylül’ün hemen öncesinde, iki üvey kardeşin, bir kadın ve bir erkeğin ilişkilerine bakarken darbenin bireyin iç dünyasına sızışının, dahası devletin vatandaşıyla kurduğu üveyliğin de bir anlatısıdır. Tehdit Mektupları’nın “kardeşin kardeşi vurduğu” bir dönemi anlattığı da bu noktada akılda tutulmalıdır.